Kızıl Darı Tarlaları -Mo Yan

Gerçek olayların halk arasında ağızdan ağıza yayılması esnasında değişmesi, farklı şekillerde anlatılması, içerisine olağanüstülüklerin karışması efsaneleri oluşturur. Hepimiz büyüklerimizden çeşitli olaylarla ilgili bu tarza efsaneleri işitmişizdir. Özellikle çocukluk yıllarının romantik havası içinde bu öyküler bize zengin bir hayal dünyasının kapılarını açar. Yazarın bir mizah anlayışı da olduğu gerçek.     Romanın başından sonuna dudağınızdan acı bir gülümseme eksik olmuyor.
Yazar romanda zaman zaman komünist Çin’i memnun edecek ideolojik göndermeler yapsa bile eser ideolojik bir eser değil. Bu nedenle Çin’de hayli eleştirilmiş. Nobel ödülü almaması gerektiği söylenmiş. Ancak eser muhalif bir eser de değil. Çünkü içinde tabiri caizse radikal dinci, milliyetçi unsurlar da eleştirilir. Örneğin Demir İrade topluluğu üyelerinin saçlarını kazıtıp, birtakım dini ayinlerle kendilerine kurşun işlemeyeceğine inanarak girdikleri çatışmalarda katledilmeleri traji-komiktir.(Örneği bizde de var!)
Yazar esasında romanının merkezine ideolojiyi değil insanı yerleştirmiş. Bunu da en iyi Japonlarla yapılan savaşların sonunda serbest kalan köpeklerin sembolik anlatımında görürüz. Kara, kızıl, yeşil köpekler birbirleriyle ve insanlarla kıyasıya bir savaşa girişirler.
Kızıl Darı Tarlalarının romanın başından sonuna kadar bir fon olarak kullanıldığını görüyoruz. Bunun dışında da yüzlerce tablo çizilmiş diyebiliriz. Duvarlarla çevrili köy, darı tarlaları ve Mo Nehri…Burası adeta yazarın laboratuvarı. Bu laboratuvarda Japonlar, Çinliler ve hayvanlar var. Olaylar herkesi şekillendirir. Acımasız katiller kahramanlara, sıradan insanlar savaşçılara, savaşçılar korkak insanlara, evcil köpekler canavarlara dönüşür. Düşmanla işbirliği yapan kukla ordular kurulur. Bu dönüşümden darılar da payına düşeni alır. Kimi zaman keskin bıçaklara, kimi zaman ısıtan elbiselere dönüşürler.
Mo Yan bu anlatıları efsane havasını bozmadan anlatmayı başarıyor. Aynı olay farklı kişilerin bakış açılarıyla tekrar tekrar ancak farklı duygu yoğunluğunda anlatılır.
Komutan Yu Zhan’ao ve Oğlu Douguan’nın yazarın ninesi(Dai Fenglian) ‘nin ölümü ardından köye girdiklerinde silahları saklamak için gittikleri kuyudan yazarın annesini kurtarışları öyküsü daha sonra Qianer’in ağzından (kardeşi Anzi ile birlikte kuyuya inişleri orda yaşadıkları) son derece canlı biçimde anlatılır. Yazar bu anlatım tekniğini roman boyunca defalarca kullanır. Bu tekniği Orhan Pamuk’ta “Benim Adım Kırmızı “da(1998) kullanmıştı.
Yazarın –miş’li geçmiş zamanla yaptığı anlatım anlatımların en basiti.Masalların, efsanelerin dili. Zaten kitabı okuyanların dudak bükmelerinin ve bu romanın Nobel almasına şaşırmalarının da temel nedeni bu sanırım. Ancak roman da kuvvetini bu basitlikten alıyor. Sarsıcı bir basitlik. Yazar zaman zaman bu basitlikle oldukça kuvvetli anlatımlara ulaşmayı başarır.

Mo Yan kitabın önsözünde Kızılı Darı Tarlaları romanında anlatılan olayların çocukluğunda kendilerine komşu bir köyde geçen gerçek hikâyelere dayandığını söylüyor.
Romanında birinci şahıs ve ilahi bakış açılarını beraber kullandığını söyleyen yazar romanın toplumlar üzerinde bu denli etkili olduğunu fark etmediğini söylüyor. Kızıl Darı Tarlalarında Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanının etkisini de dolaylı biçimde kabul ediyor ve “Yüzyıllık Yalnızlık romanı Çinceye çevrildiğinde ben romanın üçüncü bölümünü yazıyordu. Daha önce okusaydım Kızıl Darı Tarlaları’nı daha farklı yazardım” diye ekliyor.

“…yüzlerce gözden yayılan ışık yaşayanlara ve insan figürlerine eski ve görkemli bir kültürle karşıt ve gerici fikirleri andıran tedirgin bir ay ışığı gibi vuruyormuş. Babam çevresini saran kötü insanların gözünden yayılan o güzel ve parlak ışık altında önce kalbine kırmızı ve mor üzüm salkımları gibi dizilmiş olan bir öfke, ardından da gökkuşağı gibi rengârenk bir ağrı hissetmiş…Babam ter içindeymiş, ama zihninde birbiri ardına serin gölgeler geziniyormuş.”
“…eşyalarını hazırlayıp yıldızlara basa basa Jiao ilçesine doğru yola koyulmuş.”

Scroll to Top