Celladıma Gülümserken
Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında. Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar ben yaşarken koptu tufan ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat...
Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında. Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar ben yaşarken koptu tufan ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat...
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların onu yaralar kıpırdatıyor ve o sertelmektedir yaralardan kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri saçları bukleli...
Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar çatsaydı beni...
1. Bütün renklerimi siliyor dışardaki yağmur derin bir bıçak izi olduğum için artık beyaz bir yumruk gibi kaldım diye hayatın karşısında bütün kurnazlığımı siliyor...
Girtlagimda bir harf büyüyor buna dayanacagim dişlerim kamaşiyor yildizlardan buna da. Kabaran bir çarpinti oluyor şehir. Artik yirtarak açtigimiz zarflarda ne kargiş, ne infilak...
Bana bir oyun öğret ben onunla kolayca Alayım gündüzleme palazın rolünü ezberime Kanayım revnaklı ilk köhne baharın vızıltılı Karnıbaharın tuzu ekşisi bol zeytinyağlı Dilimlerden...
İnsan eşref-i mahlûkattır derdi babam bu sözün sözler içinde bir yeri vardı ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını...