Bu sayfada ne var?
Bu şaire ait açıklamalar, notlar ve sitedeki seçili şiir bağlantıları yer alır. Toplam şiir sayısı: 1.
Bu şaire ait açıklamalar, notlar ve sitedeki seçili şiir bağlantıları yer alır. Toplam şiir sayısı: 1.
📌 Konunun Özeti
- Ziya Gökalp (d. 23 Mart 1876, Diyarbakır – ö. 25 Ekim 1924, İstanbul) Sosyolog ve düşünür, Türkçülük düşüncesini sistemleştirmiş, II
- Öte yandan Batı'nın teknolojik ve sınai gelişmesine temel oluşturan pozitif bilim anlayışını benimsemenin gerekliliği üzerinde durmuştur
- Öne çıkan eserleri arasında Ziya Gökalp (d. 23 Mart 1876, Diyarbakır – ö. 25 Ekim 1924, İstanbul), Sosyolog ve düşünür yer alır.
- Edebî kişiliği özellikle Milli Edebiyat Akımı, Milliyetçilik başlıklarıyla ilişkilendirilir.
Ziya Gökalp (d. 23 Mart 1876, Diyarbakır – ö. 25 Ekim 1924, İstanbul)
Sosyolog ve düşünür, Türkçülük düşüncesini sistemleştirmiş, II. Meşrutiyet (1908) ve Cumhuriyet (1923) dönemlerinde fikir ve siyaset alanında önemli etkileri olmuştur.
İlk ve orta öğrenimini Diyarbakır’da yaptı. Daha bu yıllarda edebiyata, kültürel ve toplumsal sorunlara ilgi duydu. Diyarbakır’ da tanıştığı, İttihat ve Terakki Cemiyeti kurucularından Doktor Abdullah Cevdet’ ten etkilendi.
1895’te yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Baytar Mektebi’ne girdi. Buradaki öğrenciliği sırasında İbrahim Temo ve İshak Sükûti ile ilişki kurdu. II. Abdülhamid (1876-1909) yönetimine muhalefet çalışmaları sırasında tutuklandı (1899). On ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Diyarbakır’a sürüldü (1900). 1908’e değin burada küçük memuriyetler üstlenen Ziya Gökalp zamanını daha çok toplumsal sorunlarla ilgili incelemelere ve ideolojik araştırmalara ayırdı.
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Diyarbakır şubesini kuran Ziya Gökalp aktif siyasal çalışmaya yöneldi. Peyman gazetesini çıkardı. Gerek 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) nedeniyle daha sonra kapanan bu gazetede, gerekse Diyarbakır gazetesinde şiir ve yazılarını yayımladı. 1909’da Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’ne Diyarbakır delegesi olarak katıldı; ertesi yıl da örgütün merkez yönetim kuruluna getirildi. Bu görevi dolayısıyla Selanik’e gitti. Kurulmasında etkin rol aldığı İttihat ve Terakki İdadisi’nde sosyoloji dersleri verdi. Bir yandan da Genç Kalemler dergisinde yazdı.
1912’de Ergani Maden’den Meclis-i Mebusan’a seçilerek İstanbul’a yerleşen Ziya Gökalp, Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. Derneğin yayın organı Türk Yurdu başta olmak üzere Halka Doğru, İslam Mecmuası, Milli Tetebbular Mecmuası, İktisadiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası ve Yeni Mecmua‘da düşüncelerini, bilimsel çalışmalarının sonuçlarını dile getiren yazılar yazdı. Bir yandan da Darülfünun-ı Osmani’de sosyoloji dersleri verdi.
I. Dünya Savaşı (1914-18) yıllarında iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Cemiyeti’ nin en etkin ideoloğu olan Ziya Gökalp, savaşın yenilgiyle bitmesinden sonra tüm görevlerinden alındı. 1919’da İngilizlerce Malta Adasına sürüldü. İki yıllık sürgün döneminin sonunda Diyarbakır’a gitti ve burada Küçük Mecmua çıkardı (1922). 1923’te Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Heyeti başkanlığına atanarak Ankara’ya gitti. Aynı yıl, İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Diyarbakır mebusu olarak katıldıysa da ertesi yıl kısa süren bir hastalığın ardından İstanbul’da öldü.
Ziya Gökalp Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecinde yeni bir ulusal kimlik arayışına girmiş, toplumsal ve siyasal görüşünü bu hedef doğrultusunda biçimlendirmiştir. Düşüncesinin temelinde Türk toplumunun kendine özgü ahlaki ve kültürel değerleriyle Batı’dan aldığı belli değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşma çabası yatıyordu. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” olarak özetlediği bu yaklaşımın kültürel öğesi Türkçülük, ahlaki öğesi de İslam’dı. Genel olarak hars-medeniyet ayrımında milli kültür (hars) ile Batı uygarlığı (medeniyet) arasındaki ayrımı vurgulamış, uluslararası kültürün yapıcı öğesinin milli kültürler olduğunu ileri sürmüştür. Ulusal düzeyde saray edebiyatına ve Batı öykünmediğine karşı halk kültürünü savunmuştur. Öte yandan Batı’nın teknolojik ve sınai gelişmesine temel oluşturan pozitif bilim anlayışını benimsemenin gerekliliği üzerinde durmuştur. Daha çok toplumsal işlevini vurguladığı dini ise toplumda birlik ve dayanışmayı sağlamaya yardımcı bir öğe olarak değerlendirmiştir.
Ziya Gökalp’in toplum modeli özel olarak Fransız toplumbilimci Emile Durkheim aracılığıyla benimsediği solidarizme (dayanışmacılık) dayanıyordu. Bireyi temel alan liberalizmin ve sınıfları temel alan Marksizm’in dayandığı çatışmacı toplum anlayışına karşı mesleki örgütleri (korporasyon) temel toplumsal birim olarak kabul eden solidarizmde Gökalp, uzlaşmacı dünya görüşüyle örtüşen toplumsal ahengi sağlamaya yönelik bir sistem bulmuştu. Siyasal partileri reddetmeyen, ama korporatif temsile dayanan bir siyasal sistemi savunması, bireysel özgürlüklerin toplumsal dayanışmaya ve kamu çıkarlarına ters düşmemesi gerektiğini söylemesi, haktan çok görevi vurgulaması ve bir bütün olarak toplumsal bilince (vicdan) verdiği önem bu görüşün ayrılmaz parçalarıydı. Gökalp kurduğu sistemi içtimai mefkûrecilik (toplumsal idealizm) olarak adlandırmıştı.
Siyasal gelişmelere duyarlı bir düşünür olan Ziya Gökalp’in düşüncelerindeki değişme de İttihat ve Terakki ile Cumhuriyet rejiminin siyasal doğrultularına uygun düştü. Mustafa Kemal’in (Atatürk) kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin “halkçılık” ve “milliyetçilik” ilkelerinin olgunlaştırılmasında olduğu kadar kültürel nitelikli atılımlarda da onun düşüncelerinin büyük payı oldu.
Eserlerinden
Alageyik
Alageyik
Çeşitli dergilerde yayımlanan sayısız makalelerinin yanı şıra, Ziya Gökalp’in başlıca eserleri:
Türkleşmek, islamlaşmak, Muasırlaşmak (1918, 1988)
Türk Töresi (1923, 1987)
Doğru Yol (1923)
Türkçülüğün Esasları 1923, 1989)
Türk Medeniyeti Tarihi 1926, 1989)
Kızıl Elma (1914)
Yeni Hayat (1918)
Altın Işık (1923, 1987)
Türk Töresi (1923, 1987)
Doğru Yol (1923)
Türkçülüğün Esasları 1923, 1989)
Türk Medeniyeti Tarihi 1926, 1989)
Kızıl Elma (1914)
Yeni Hayat (1918)
Altın Işık (1923, 1987)
Gökalp’le ilgili Yayınlar
Uriel Heyd’in Foundations of Turkish Nationalism The Life and Teachings of Ziya Gökalp (1950; Türk Ulusçuluğunun Temelleri, 1979/Ziya Gökalp Türk Milliyetçiliğinin Temelleri, 1980)
Taha Parla, The Social and Political Thought of Ziya Gökalp, 1876-1924 (1985; Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye’de Korpora tizm, 1989) adlı incelemesi
Şiirlerinden Örnekler
Vatan
Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki duânın.
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’ân okunur.
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ’nın.
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Bir ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,
Her ferdinde mefkûre bir, lisan, âdet, din birdir.
Meb’üsânı temiz, orda Boşolar’ın sözü yok,
Hududunda evlatları seve seve can verir;
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Bir ülke ki çarşısında dönen bütün sermaye,
San’atına yol gösteren ilimle fen Türk’ündür;
Hirfetleri birbirini daim eder himaye;
Tersaneler, fabrikalar, vapur, tren Türk’ündür,
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Türkçe
Uydurma söz yapmayız,
Yapma yola sapmayız,
Türkçeleşmiş, Türkçedir;
Eski köke tapmayız.
Türklüğün vicdanı bir;
Dîni bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisanı bir.
Çoban
Çoban kaval çaldı,sordu bülbüle:
“Sürülerin hani,ovan nerede? ”
Bülbül sordu,boynu bükük bir güle:
“Şarkılarım hani,yavrum nerede? ”
Ağla çoban ağla.Ovan kalmadı.
Göz yaşı dök bülbül,yuvan kalmadı.
Çoban dedi:”Ülkeler hep gitse de,
Kopmaz bende Anadolu Ülkesi,”
Bülbül dedi:”Düşman Hased etse de
İstanbul da şakıyacak Türk sesi”
Çalış çoban,kurtar öz yurdunu.
Şairlerden topla,bülbül bir ordu.
Çoban dedi:”Edirne’den ta Van’a
Erzurum’a kadar benim mülklerim.”
Bülbül dedi:”İzmir,Maraş,Adana,
İskenderun,Kerkük en saf Türklerim”
Sarıl çoban,Sarıl.Mülkü bırakma.
Yad elinde,bülbül,Türk’ü bırakma.
Çoban dedi: Sürülerin hep kaçsa
Benim sürüm var, kaçmaz, adı Türk ili.
Bülbül dedi: “Şarkı ölsün, yok tasa;
Türkülerim yaşar söyler halk dili.
Yalvar çoban,yalvar.İlin kurtulsun.
Dile haktan,bülbül,dilin kurtulsun.

