Mesnevi: Divan Edebiyatının Romanı
- Kelime anlamı “ikili, ikişer ikişer”dir.
- İran edebiyatından alınmıştır. İran edebiyatında Firdevsî’nin Şehname’si ünlüdür.
- Klâsik halk hikâyeleri, destanî konular, aşk hikâyeleri, savaşlar, dinî ve felsefî konuları işlenir
- Konu ne olursa olsun olaylar masal havası içinde anlatılır.
- Konularına göre sınıflandırılırlar: aşk, din ve tasavvuf, ahlâk ve öğreticilik, savaş ve kahramanlık, şehir ve güzelleri, mizah.
- İran edebiyatından alınmış nazım şeklidir.
- Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir (beyit sayısı sınırsızdır). 20-25 bine kadar çıkabilir.
- Mesnevi de bölümlerden oluşur: Önsöz, tevhit, münacat, naat, miraciye, 4 halife için övgü, eserin sunulduğu kişiye övgü, yazış sebebi, asıl konu, sonsöz.
- Mesnevide her beyit kendi içinde kafiyelidir: aa bb cc dd ee …
- Divan şiirinde beş mesneviden oluşan eserler grubuna (bugünkü anlamıyla setine) “hamse” denir.
- Mevlânâ, Fuzulî, Şeyhî, Nabî ve Şeyh Galip (Hüsn ü Aşk) önemli hamse şairlerimizdir.
- Bizde Leylâ vü Mecnun (aşk; Fuzulî), Hüsrev ü Şirin, Harname (hiciv; Şeyhî), Yusuf ü Züleyha, İskendername (tarihî, destanî; Ahmedî),
- Türk Edebiyatındaki ilk mesnevi Yusuf Has Hacib’in Kutad gu Bilig adlı mesmevisidir.
- Süleyman Çelebi (1351–1422) tarafından kaleme alınan Mevlid’de mesnevi tarzında yazılmıştır.
Beşli Set: Hamse
Bir şairin beş mesnevisinin bulunmasına ‘Hamse’ denir. Türk edebiyatında ilk hamse sahibi Ali Şîr Nevâî’dir.
Bir eşek var idi zaif ü nîzar
Yük elinden katı şikeste vü zâr
Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi
Ol çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamıştı yağır
Dudağı sarkmış u düşmüş enek
Yorulu arkasına konsa sinek
Kargalar derneği kulağında
Sineğin seyri gözü yağında
Arkasından alınca palanı
Sanki it artuğıydı kalanı
Bir gün ıssı eder himayet ana
Ya’ni kim gösterir inayet ana
Aldı palanı vü saldı ota
Otlayurak biraz yürüdü öte
Gördü otlukta yürür öküzler
Odlu gözler ü ger(i) lü göğüsler
Boynuzu bazısının ay bigi
Kiminün halka halka yay bigi
Ne yular derdi ne gam-ı pâlân
Ne yük altında haste vü nâlân
Acebe kalur tefekkür ider
Kendi ahvalini tasavvur ider.
Ki biriz bunlar hilkatte
Elde ayakta şekl ü sûrette
Bunların başlarına taç neden
Bizde bu fakr ü ihtiyaç neden
Var idi bir eşek ferâsetlû
Hem ulu yollu hem kıyâsetlû
Bizim ulu işimiz odûndur
Od uran içimizde o dûndur
Duttu yüz derd ile zaîf eşek
Zâr ü dil-haste vü nahîf eşek
Varayın ben de buğda işleyeyin
Anda yaylayup anda kışlayayın
Gezerek gördü bir göğermiş ekin
Sanki tutardı ol ekin ile kin
Aşk ile depti girdi işelemeye
Gâh ayaklayu gâh dişlemeye
Ekin ıssına arz oldı arasât
Ağaç elinde azm-i râh etti
Daneden gördü yer pâk olmuş
Gök ekinliği kara hâk olmuş
Yüreği sovumadı sövmek ile
Olmadı eşeği dövmek ile
Bıçak çekti kodu ayruğunu
Kesti kulağını vü kuyruğunu
Kaçar eşşek acıyarak canı
Dökülerek yaşı yerine kanı
Uğrayu geldi pîr eşeği nagâh
Sordı hâlini kıldı dert ile âh
Batıl isteyü haktan ayrıldım
Boynuz umdum kulaktan ayrıldım.
Şeyhî

