Mersiye: Ölümün Ardından
Bir kişinin ölümünden duyulan üzüntüyü dile getiren şiirlerdir. İslamiyet öncesindeki ‘Sagu’ türünün Divan edebiyatındaki karşılığıdır. İslamiyet öncesi edebiyattaki adı sagu, halk edebiyatındaki adı ise ağıt’tır. Genellikle terkib-i bend ve kaside nazım şekliyle yazılır.
Şehzade Mustafa Mersiyesi- Taşlıcalı Yahya
Meded meded bu cihânuñ yıkıldı bir yanı
Ecel Celâlîleri aldı Mustafâ Han’ı
İmdat! Yardım edin! Bu cihanın bir yanı yıkıldı (zira)
Ölüm eşkıyaları Mustafa Han’ı aldı
Tulundı mihr-i cemâli bozuldı dîvânı
Vebâle koydılar âl ile Âl-i Osmânı
(Yüzünün güneşi battı, divanı dağıldı
Osmanlı sultanını hile ile vebale soktular)
Geçerler idi geçende o merd-i meydânı
Felek o cânibe döndürdi şâh-ı devrânı
(O savaş meydanının yiğidini adı geçtikçe çekiştirirlerdi
Felek (gökyüzü), devrin şahını o (iftiracılardan) yana döndürdü)
Yalancınuñ kuru bühtânı bugz-ı pinhânı
Akıtdı yaşumuzı yakdı nâr-ı hicrânı
(Yalancının kuru iftirası, gizli kini
Gözyaşımızı akıttı, ayrılık ateşini yaktı)
Cinâyet itmedi cânî gibi anun cânı
Boguldı seyl-i belâya tagıldı erkânı
(O (şehzade) bir cani gibi cinayet işlemedi
(Fakat) kendi canı bela selinde boğuldu, erkanı dağıldı)
N’olaydı görmeye idi bu mâcerâyı gözüm
Yazuklar aña revâ görmedi bu râyı gözüm
(Ne olurdu bu olayı gözüm görmeseydi
Yazıklar olsun! Bu muameleyi gözüm ona reva görmedi)

