📌 Konunun Özeti
Kısa Tanım: Tiyatroya olan ilgisi Tercüme Odası'nda görev yapmaktayken ortaya çıktı.
- Ağustos 1868 günü İstanbul’un Cihangir semtinde dünyaya geldi.
- Milli Edebiyat döneminin İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci ile birlikte sadece tiyatro ile uğraşan iki sanatçısından biri olan Musahipzade Celâl tiyatroyla ilgilenmeye T…
- Türkiye’ye özgü denebilecek bir müzikal komedi türünün ilk yazarı olma özelliğini taşıyan eserlerinde değişmekte olan Türk toplumunu olumsuz yönde etkileyen öğeleri ge…
- Musahipzade Celâl (1868 1959)
- Musahipzade Celâl önemli yapıtlarını Cumhuriyet sonrasında vermesine karşın konularını ve tiplerini Osmanlı toplumundan seçmiştir.
- Folklorik İncelemesi Eski İstanbul Yaşayışı (1946)
⚠️ Dikkat: Sınavlarda bu başlıklarda en çok tanım, ayırt edici özellik ve kısa örnek bilgisi birlikte sorulur.
Musahipzade Celâl (1868 1959)
31 Ağustos 1868 günü İstanbul’un Cihangir semtinde dünyaya geldi. Asıl adı Mahmut Celaleddin’dir. Gazhane Başkatibi Musahipzade Ali Bey ile Fıtnat Ecibe Hanım’ın oğludur. Dedesi, III. Selim’in musahibi bestekâr İzzet Şakir
Ağa’dır. 1935’te çıkarılan Soyadı Kanunu ile Musahipzade soyadını aldı ve Musahipzade Celal adıyla ünlendi. İstanbul’da Firuzağa Sıbyan Mektebi’nde ilköğreniminin ardından, Feyziye Rüştiyesi’ni ve Süleymaniye Numune-i Terakki İdadisi’ni bitirdi. 1889 yılında, yazı yazma alışkanlığını edineceği Babıâli Tercüme Odası’nda kâtip olarak göreve başladı. Bir yandan da Hukuk Mektebi’ne devam etti ancak bitiremedi.
Tiyatroya olan ilgisi Tercüme Odası’nda görev yapmaktayken ortaya çıktı. Arkadaşları ile arasında ortaoyunları tertip edip bizzat kendisi de bu oyunlarda zenne rollerine çıktı. Mardiros Mınakyan’ın Osmanlı Dram Kumpanyası’nın oyunlarını takip etmesi oyun yazmaya karşı merak duydu.
Türkiye’ye özgü denebilecek bir müzikal komedi türünün ilk yazarı olma özelliğini taşıyan eserlerinde değişmekte olan Türk toplumunu olumsuz yönde etkileyen öğeleri geleneksel Türk tiyatrosunun kalıpları içinde eleştiren oyun yazarı. Bâbıâli Tercüme Odası’nda çalışırken bir yandan da Hukuk Mektebi’ne devam etti. Daha sonra çeşitli devlet memurluklarında bulundu. 1923’te emekli olduktan sonra Evkaf Müzesi’ne girdi. Yaşamının son döneminde İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun kitaplığında görev yaptı. 13 Şubat 1952’de 40. sanat yılı jübilesi yapıldı.
Milli Edebiyat döneminin İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci ile birlikte sadece tiyatro ile uğraşan iki sanatçısından biri olan Musahipzade Celâl tiyatroyla ilgilenmeye Tercüme Odası’ndaki memuriyeti sırasında başlamıştı. Ahmed
Vefik Paşa’nın Molière çevirilerini incelemiş, sahne tekniği sorunlarıyla derinlemesine ilgilenmişti. Bu dönemde Köprülüler (1912), İstanbul Efendisi (1913) gibi ilk oyunlarını yazdı. I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın çalkantıları geçtikten sonra, Cumhuriyet’in ilk yıllarında sahnelenen oyunlarıyla ünü yaygınlaştı. Fermanlı Deli Hazretleri 1927-28, Aynaroz Kadısı 1928-29, Kafes Arkasında 1929-30 ve Bir Kavuk Devrildi 1930-31 sezonlarında Darülbedayi’de sahnelendi. On sekiz oyunu 1936’da toplu olarak yayımlandı. 1938’de Aynaroz Kadısı, 1939’da da Bir Kavuk Devrildi Muhsin Ertuğrul tarafından filme alındı.
Musahipzade Celâl önemli yapıtlarını Cumhuriyet sonrasında vermesine karşın konularını ve tiplerini Osmanlı toplumundan seçmiştir. Fon olarak özellikle 18. yüzyıl halk yaşamını kullandığı bu oyunlarda güldürü öğesine ağırlık vermiştir. Kalın çizgilerle yarattığı, izleyicinin kolay algılayabileceği tipler aracılığıyla Osmanlı toplumundaki çeşitli kurumları ve insan ilişkilerini ele almıştır. Güldürürken düşündürmeyi, geçmişe bakarken o güne ışık tutmayı amaçlamıştır. Seçtiği malzemeye uygun bir sahne üslubu yaratmaya, Batı tiyatrosuyla ortaoyununun bir bireşimini elde etmeye çalışmıştır.
Öteki oyunları
Türk Kızı (1909; 1936′da Gülsüm adıyla)
Lâle Devri (yazılışı 1914, oynanışı 1921, basılışı 1936)
Macun Hokkası (1916)
Yedekçi (1919)
Kaşıkçılar (1920)
Atlı Ases (1921)
İtaat İlâmı (1923)
Mum Söndü (1931)
Pazartesi-Perşembe (1932)
Gül ve Gönül (1933)
Balaban Ağa (1934)
Genç Osman (Mehmet Şükrü Erden ile birlikte, yazılışı 1937, oynanışı 1956)
Folklorik İncelemesi
Eski İstanbul Yaşayışı (1946)

