1980 Sonrası Türk Şiiri

-A A +A

1980 Sonrası Türk Şiiri

 1980 sonrası Türk şiiri, 12 Eylül darbesinin açık ya da ortak izlerini taşır ve farklı eğilimlerle dolu şiir arayışlarını da beraberinde getirir. Bu dönemde şiir, ideolojik manada algılanmaktan çok estetik boyutuyla ele alınır. Her türlü deneyime açık, dil eksenine dayalı, imgeyi göz ardı etmeyen, şiir normlarının önemsendiği bir şiir anlayışı geliştirir ve bu anlayış, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal estetiği ile benzeşir; ikinci Yeni şiiriyle de uzlaşır. Şiirde bir kırılma noktası olan 1980 şiiri, günümüz şiirinin başlangıç noktası olarak kabul edilir. Bu dönem şiiri, kendi kültürel kimliğini sorgulayarak kendi kültürüne güven duyan, “gelenek’ten yol almak suretiyle kendini kanıtlamış” bir şiirdir.

Hüseyin Atlansoy, 80 sonrası şiirini “II. Yeni’den sonraki son büyük atılım” olarak nitelendirir.

Attila ilhan, “Üçüncü Yeni” adını taktığı ve “çıtırbom” olarak nitelendirdiği ’80 sonrası şairlerini, divan şiirinden aldıkları kelimeleri bir aksesuar olarak kullanmak yani “dekoratif bir çalışma” yapmakla suçlar.

Buna cevaben Vural Bahadır Bayrıl ise bu dönem şairlerinin geleneği, biçim/biçem sorunu olarak değil, ‘yeniden üretim’ sorunsalı olarak gördüklerini söyler.

Ahmet Ada, bu dönem şiirini “bütün eğilimlerin temsil edildiği bir mozaik”e ;

Hulki Aktunç ise faklı anlayıştaki birçok şiir ırmağının buluştuğu bir “delta”ya benzetir . 1980 ve 1990’ların şiirini yönlendiren şey, “1970’lerin şiirindeki kaba söylemden duyulan rahatsızlık”tır. Bu dönem şairleri, geçmişteki gibi şematikliğe düşmeden, kuşak psikolojisinden uzaklaşarak kendi şiirlerine yoğunlaşmışlardır .
                Bazı şairler, 1990 sonrası şiirini, 1980 şiirinden daha farklı bir çizgide görürler.

Şeref Bilsel, kendi kuşağının 1980 dönemi şairlerinden çok ikinci Yeni’ye dayandığını, etrafında olup bitenlere duyarlılıkla yaklaşarak farklı yönelişlerle Türkçenin zenginliğinden yararlandığını, farklı yaşam alanlarından beslenerek açık etkilenmelerden uzak duran ve gelenekle gelecek arasında köprü kuran kalıcı şiirler vermeye çalıştığını belirtir.

1980 sonrasında şairlerin “ ruhsal anlamdaki marazilikleriyle ya da bazı cinsel tercihleriyle belirginlik” kazandığını söyleyen Ömer Erdem ise 1980 sonrasından farklı bulduğu kendi döneminin şiirini şöyle tanımlar: “şüphesiz ’80 kuşağının arkasından gelen şiir, bana göre çok farklı ve zengin açılımları içermektedir. Önceden kullandığım bir ifadeyle “kompleksizdir”, özgüveni vardır, biçimi, dili, şiirin estetik ve ontolojik soru ve sorunlarını, geleneği, modernizmi, hâsılı hemen her konuyu kendi sessiz dünyası içerisinde yeniden değerlendirip dönüştürmekte ve yalın, yeni bir şiiri yazmaktadır.”

Mehmet H. Doğan ise “çok sesli koro” ya benzettiği 1990’ların eşiğindeki Türk şiirini, ileriye doğru bir akış içinde uğranılan bir durak, bir durup düşünme anı olarak görür. Ona göre bu dönem şairleri daha üst düzeyde yaptıkları tartışmalarla şiir sorunlarına boş vermeyen bir poetika peşindedirler.

Ahmet Oktay’ın belirlemesiyle 1980’lerden günümüze uzanan Türk şiirinde belli başlı üç oluşumdan söz edilebilir:
1- İmgeci Şiir,
2-Toplumcu Gerçekçi Toplumsalcı Şiir,
3- Metafizik/İslamcı Şiir       

Baki Asiltürk ise bu dönem şiirinin poetik eğilimlerini
1- İmgeci Şiir,
2-Anlatımcı (Narrative) Şiir,
3- Folklorik Veya Mitolojik Şiir,
4- Mistik-Metafizikçi Şiir,
5-Gelenekselci Şiir,
6-Toplumcu Gerçekçi Şiir
7-“Yenibütün”, Beatnik-Marjinalci Şiir,
8- Yeni Garipçi Şiir
        olmak üzere sekiz grupta değerlendirir.

       1980 sonrası Türk şiirinde şairlerin genel yaklaşımı “Türk şiirinin bir bütün olduğu, bu şiirin hiçbir ayrım gözetilmeden sahiplenilmesi gerektiği” şeklindedir. Bu dönemde “kent kimliği, şehirleşme” tema olarak öne çıkmıştır. 1980 sonrası şiir kuşağının en önemli özelliği tek bir şiir anlayışından değil, çeşitli şiir anlayışlarından söz edilebilmesidir. “Çok seslilik” bu kuşağın belirleyici özelliğidir. 1980 sonrası kuşakta politik ve toplumsal konular arka planda kalırken bireysel kaygılar ön planda olmuştur. 1980 sonrası Türk şiiri, gelişme ortamını dergilerde bulmuştur ve aynı dergide farklı şiir anlayışında şairler birlikte ürünler verebilmiştir. Bu kuşak için önemli dergiler olarak Üç Çiçek, Poetika, Şiir Atı, Fanatik, Sombahar, Broy, Yönelişler,Türk Edebiyatı, Töre dergileri sayılabilir. Haydar Ergülen’in yayımlanmasında yer aldığı Üç Çiçek, uzun ömürlü olmasa da dönemin etkili dergilerinden biri olmuştur.

       Bu kuşakta yer alan şairler arasında Tuğrul Tanyol, Haydar Ergülen, Metin Celal, Lale Müldür, Seyhan Erözçelik, Şavkar Altınel, Roni Marguiles, İhsan Deniz, Adnan Özer, Osman Hakan A., Akif Kurtuluş, Hüseyin Atlansoy, Enver Ercan, Turgay Fişekçi, Hüseyin Ferhad, Sina Akyol, Enis Batur, Şükrü Erbaş, Salih Bolat, Birhan Keskin, Ebubekir Eroğlu, Murathan Mungan, Küçük İskender, Metin Cengiz, Sunay Akın, Akgün Akova, Melisa Gürpınar, Ahmet Erhan, Yaşar Miraç, Mehmet KARANFİL, Adnan SATICI sayılabilir.

Senden Bir Adım Sonra Ancak
Diyorum ve seni izliyorum hiç erinmeden
dokunduğun her çalıya bir tutam yapağı bırakarak
soyunup serildiğin kumsala ulaşıyorum
senden bir adım sonra ancak

Kâşif dediğin sevdiğinin acemisidir
daha önce yürümediği yoldur aşk
daha önce görmediği düştür gövdesi
höyük altında gömülü şehir

Ki her kalbin mimarı kendisidir
örneksiz çizer sevda projesini
aksak bir kalemle ilerler sayfalarda
yaşamaktır gönyesi iletkisi

Aynı dili konuşabilseydi adaş dağlar
Büyük Ağrı'da da işe yarardı
Küçük Ağrı'ya çıkma deneyi
Şirin sarptır Leyla engin. Aslı dik

Bundandır Kerem'in Ferhad'a benzemediği 
                                                     Adnan Satıcı

                                           

 

Test Çöz